GÜNEYSINIR'DA YAŞAMAK
Mustafa EVERDİ
Bahar Gelmiş Güneysınır'a
Yol kenarlarında, ovanın ekili olmayan çayırlarında onlarca otomobil, traktör park etmiş. Araçlardan belli bir uzaklıkta ellerinde sopa, çapa, yerleri tarayan bakışlarla gezinenler. Eğilip toprağı karıştıranlar. Bulduklarını poşetlerine atanlar, uzaktan bakanları bir merak içinde bırakıyorlar. Bu insanlar ne yapıyor?
Bahar gelmiş memleketime. Her yer yemyeşil. Piknik yapanları biliyoruz. Bir yaygının üzerine oturmuşlar, bir serginin çevresine toplaşmışlar ve Allah ne verdiyse atıştırıyorlar. Burada merak uyandıran yaptıkları piknik değilse bu kadar insan; birbirinden belirli mesafede bir uzaklıkta, yerleri tarayarak neden geziniyorlar?
Bir şey aradıkları belli. Acaba ne arıyorlar?
Piknikte kaybettikleri bir eşyalarını, bir anahtarı, belki bir takıyı veya düşürdükleri altını arıyorlar deseniz, bu kadar insan mı aynı anda bir arayış içinde olur? Hepsi birden mi kaybetti eşyalarını?
Güneysınır Konya'nın genç bir ilçesi. Karasınır ve Güneybağ kasabasını bir araya getirip bir ilçe oluşturulmuş. Hak geçmesin diye bir kasabadan Güney- diğerinden Sınır alınmış ve Güneysınır oluşturulmuş. Herhalde kaderleri gibi adı da kara olmasın diye; birinden Kara, diğerinden Bağ alınıp Karabağ yapılmamış. İlçe olmasına rağmen bu iki kasaba arasında dikkat edilince fark edeceğiniz bir gerilim olsa da şimdi ovanın her yerindeki bu arayış içinde gerilimden iz yok.
Topraktan gelirini elde eden köylüler ve çiftçiler için tabiat koynundan her zaman bir sürpriz çıkarabilir. Uzun kış aylarında yiyecekler; yazdan yapılan yığınakla karşılanır. Elbette mevsim sebze ve meyveleri vardır ama temel gıda; kuru gıdalardır. Kuru fasulye, nohut, bulgur, erişte, tarhanalar gelmiştir sofraya kış aylarında. Artık Nevruz geçti, Nisan yağmurları yağdı. Hıdırellez günlerine doğru gidiyoruz. Toprak koynunda en gizli olanları sunmaya başladı.
Elbette bu gizli nimetleri ancak bu işin ehli olan bulabilir. Şehrin marketlerinden aldıkları ile karnını doyurabilenler için bu arayış ancak bir gezinti ve spor olabilir. Tabiat kıskançtır; her çocuğa hediyelerini sunmaz.
Armağanı hakedenler ancak anasının dilinden anlayan çocuklardır. Bu nedenle bütün bu arayışlar tabiatın şifresini bilenler için bir sonuç verecektir. Veriyor da nitekim; işin ehli olanlar düz toprağın üzerindeki çimenlerin bir yerini işaret ettiğinde, orayı kazınca aradığını hemen buluyor. Bu nedenle dört saat gezinip bir tek armağan bulan vardır; dört saatte iki kiloya yakın armağanı kazanan vardır.
Anlaşılmaya başlamıştır sanırım; dolaman mantarı tabiatın en güzel ikramlarından biridir. Burada emek yoktur; tohumunu ekmeyiz, cinsini belirleyemeyiz, yerini biz tayin etmeyiz. Tabiat kendi zenginliğinin bir ifadesi olarak sunmaktadır bu mantarı.
Bu mantar, ormanların, ağaç diplerinde biten şemsiyeli mantara benzemez. Onun gibi zehirleme ihtimali yoktur. Yemeği tadından yenmez; lezzeti ette bulunmaz. Patatese benzeyen görüntüsünün içinde bin derde şifa, bedenlere gıda, damak zevkine ala bir lezzet sunar.
İsteyen bunu satar. Gençler için harçlık, aileler için geçim bile olabilir. Sekiz TL. ye veren vardır, ona veren; şehirlilere hediyesi onbeş liradır. Şehirli arasa da bulamaz; şifa için gezinse kısmetine ya bir tane veya iki taneden fazla çıkmaz. O zaman pamuk elleri cebe atıp onbeşe almak zorundadır. Yoksa keyfi bilir. Tabiatın bu en güzel ikramının tadından ve varlığından bihaber olarak bu dünyadan geçip gidebilir.
Mahrumiyetlerimiz var, yoksunluklarımız Güneysınır'da. Eğlence yerimiz yoktur, sosyal mekanlar bulunmaz. En kötüsü İlçe merkezinde bir umumi tuvalet bile yoktur. Bütün ilçe işini görmek için Hükümet konağı, hastane ve resmi binaların bulunduğu Mevlana mahallesine geldiğinde bir işyerinin tuvaletine gitmezse, hükûmet konağına varmazsa çaresiz sıkıştığı yerde kıvranıp duracaktır.
Buna rağmen hayat güzeldir Güneysınır'da. İki yanında iki dağ; ovanın ortasında uzanan, bir kavşakta kesişen bulvarların bir yönü Konya-Karaman; diğer yönü Bozkır'a giderken; bir yol Karasınır'a, diğer yol Güneybağ'a gider. Her iki bulvar lambalarla ışıl ışıl aydınlanmıştır. Tam kavşakta bulunan evimi; Paris Şanzelize caddesinde varsayıyorum. Şanzelize bulvarı ışıklarla aydınlatılmıştır Paris'te. Güneysınır beni mutlu etmek için evimi dört cepheden ışıl ışıl aydınlatmaktadır. Gece balkona çıkınca Şanzelize havası verir.
Tabiat ana koynundaki dolaman mantarı ile de Güneysınır'lıların damak tadına hizmet eder. Bu nedenle hayatlarını da aydınlatmaktadır. Toprakla haşır-neşir olanlara, kasabasını terketmeyip nöbete devam edenlere, dolaman mantarı ile fazladan bir ikram daha yapmaktadır. Bu ikramdan nasiplenenler, Güneysınır'a bağlı kalanlardır. Topuklarından bu topraklara bağlı olanlardır. Güneysınır'ı terkedip gidenler ancak akrabaların ve komşuların eşref saatine göre nasipleneceklerdir dolaman mantarından.
Şimdi soruyorum; kim daha mutlu ve zengin? Topraktan geçimini temin edip üzerine bahar ikramiyesi olarak verilen dolaman mantarı toplayanlar mı? Taze gıdaların kokusunu toprakla birlikte içine çekenler mi?
Yoksa marketlerin raflarından dondurulmuş gıdalarla nefs-i kifaye edenler mi?
Güneysınır'da Yaşamak, yazılarımız devam edecek...
Yasal Uyarı: Sitemizde Yayınlanan köşe yazıları ve
haberlerin tüm hakları www.guneysinirhavadis.com haber gazetesi
ve yazarına aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı
özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü,
alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Örnek: yazının bir bölümü alınarak yazının altına (yazının tümünü okumak için tıklayın)
yazılarak linke yazının alındığı sayfa bağlanabilir.



