GÜNEYSINIR’DAN AVRUPA’YA
Mustafa EVERDİ
Güneysınır’ın özgürlük ve yalnızlık ikliminden Avrupa’ya giden işçilerimiz yalnızlığın ne demek olduğunu orada öğrendiler. Çalıştıkları iş yerleri, çevrelerindeki yabancılar, herkesin kendi derdine düştüğü bir ortamda birbirlerine sarıldılar. Güneysınırlı bir hemşerisini bulmak zorunda kaldı. Avrupa’nın ürkütücü yalnızlığı ancak bir başka Güneysınırlının yanında sona erebilirdi.
Yetmedi. Her yaz Temmuz Ağustos aylarında yollara düştüler. Binlerce kilometre yolları aştılar. Geldikleri Güneysınır’da “vatan”ın ne demek olduğunu anladılar birden. Vatan anne-baba, kardeş, tanıdık, köylüleri komşuları demekti. Annesinin yaptığı yemekti. Tarladan kopardığı kavun, bahçeden yolduğu elma demekti. Yetmedi kazandıklarını Allah’ın bozkırında, Güneysınır ve köylerinde güzel binalar yapmak için harcadılar. Yaşadıkları Avrupa’da kiracı olabilirlerdi ama memleketlerinde onları her yaz bekleyen kendilerine ait evleri vardı. Birkaç daireyi kiracılara verdiler, konut sıkıntısı kalmadı Güneysınır’da. Onbeş günün beyliği beylikti. Evlerini en güzel şekilde inşa etmek için hiçbir masraftan kaçınmadılar. Geniş balkonlar yaptılar. Yaz günü Güneysınır’da balkonda kahvaltı ayrı bir güzel, akşam yemeklerini yemek ayrı bir güzel. Tabiatın koynunda nimetlerin şükrünü eda etmek için birbirleriyle yarıştı Avrupa’dan gelen işçi kardeşlerimiz.
Sabahın ayazında uykunun en tatlı yerinde uyanıp işe gitmenin acısını Güneysınır’da on ikiye kadar yatarak aldılar. Oksijen ve sevgi depoladılar. Sayılı günler çabuk geçti. Tekrar Avrupa yollarına düştüler. Artık yeni bir yılın bütün bir Avrupa zulmüne katlanabilirlerdi. Avrupa zulmediyor demiyoruz; dostlardan, akrabalardan, sevdiklerinden uzak kalmanın, yüreklerinde bıraktığı burukluk. Gurbet acısı.
Öyle ki bulunduğu ülke vatandaşlığını kazandığı halde onbinlerce Euro ödeyip bedelli askerlik yaptılar. Bulundukları ülkedekiler vatandaşlığı kazanan birinin gidip Türkiye’de askerlik yapmasını bir türlü anlayamadı. Vatan biraz da böyle bir şeydi. Karşılıksız sevgi. Türkiye’ye, Türkiye’dekilere rağmen Türkiye’yi sevmek.
Onlar gidince Güneysınır ıssız ve sessiz bir bekleyişe geçti bugünlerde.
Avrupa’da işçi olarak çalışanlar, devlete döviz kazandıracak, binaya yeni bir kat çıkacak, otomobilin modelini yükseltecek, holdinglere para kaptıracak ve yazın gelecekleri Güneysınır’da bir hareketlilik için Euro’lar biriktirecekti. Güneysınır para görecekti. İnşaatlar çoğalacak, işçiler ustalar para kazanacak, inşaat malzemeleri müşteri bulacaktı. Yetmeyecek Güneysınır piyasasını canlandıracaklardı. Lokantalar siparişlere yetişemeyecek, Resmi dairelerdeki işler halledilecek, halledilemeyenler için güvenilen tanıdıklara vekâletler verilecekti. Parayı kolay kazanmıyorlardı ama Güneysınır’da kolay harcıyorlardı. Ne de olsa bugünler için çalışmış ve biriktirmişlerdi.
Belçika’da, Hollanda’da, Danimarka, Almanya ve Fransa’da Güneysınır’ın adı geçiyordu. Güneysınır’ın Türkiye’de sesi kendine yetmiyordu ama Avrupa’da namı vardı. Bu namı buradan giden işçilerimiz götürüyordu. İnternetde Güneysınır sayfaları açtılar. Güneysınırı aradılar arama motorlarında. Buldukları sitelerde güzellikte vardı; bizim yazılarımızda olduğu gibi kafa karıştıran konular da vardı. Olsun köyünden, ilçesinden bir haber almak için fiberoptik kablolar arasında Güneysınır bulmak için saatlerini bilgisayar başında geçirdiler. Aradıkları sadra şifa değildi ama yine de haber haberdi. Güneysınır geçen her yazıyı içer gibi okudular. Bu köşede yayınlanan yazıları facebooklara aktardılar.
Her yıl binlerce kilometre yol katetmeyi hak eden bir yerdi Güneysınır. Güneysınır doğdukları yerdi. Şimdi doydukları yerde olabilirlerdi. Buranın vatandaşlığına geçmiş de olabilirlerdi. Yine de Güneysınır çocukluklarının anıları, ana-baba yurdu, dostlukların gerçekleştiği olaylara zemin olmuş bir memleketti.
Güneysınır çiftçilikten; topraktan elde edilen gelirlerden geçiniyor. Fabrika yok; ticaret sınırlı. Yeterli geçim kaynağı olsaydı kimse yurdunu bırakıp gider miydi Avrupa’ya? İyi ki gelmişlerdi buraya gerçi; Devletin, yönetimin, memurların, patronun, trafiğin nasıl düzenli bir işleyişi olduğuna şahit olma imkânı bulmuşlardı. Türkiye bürokrasi demek; güçlük çıkarmak, bugün git yarın gel demek. Burada her şey işleri kolaylaştırmak ve insana saygı üzerine kuruludur. Trafikte yayalar her yerde öncelikli. Türkiye’de öyle mi ya?
Kurallara uyar kırmızı ışıkta durursan; arkadan korna çalınır, herkes birbirini geçmek için yarışır. Bu yarışta Avrupa’dan gelen işçilerimiz geri kalır mı? Damarlarındaki kan Avrupa’da başka akar; Türkiye’de başka? Avrupa’da Kurulu düzen; sakin ve durağanlık içindedir. Türkiye’de her şey karışık, sürprizlere açık ve hareketlilik içinde kıpırdar. Bu nedenle kanları kaynar; gaza basar, selektör yapar; şeridine geçen geçer, geçmeyene haddi bildirilir. Ne diyordu Bozkır türküsü; “kenara geçeyim/Yol sizin olsun”
Ne demek yol sizin olsun; kenara çekilsinler yol bizim olsun!
Güneysınır baharı-yazı; hatta Ramazan bayramını geride bıraktı. Artık kışa doğru yaklaşıyoruz. Odun kömür, telaşı kapıda. Pekmezler kaynatılacak, turşular yapılacak. Kış yiyecekleri hazırlanıp aşlık kesilecek. Bulgur kaynatılıp nohut-fasulye hazırlanacak. Ah Güneysınırlılar bir de bunları Avrupa’ya; orada işçi olan oğluna kızına ulaştırabilse tadından yenmeyecek. İçine sevgi kattıkları, güneşte kuruttukları bu hediyeleri Avrupa’ya ulaştırmak demek; Güneysınır havasını torbaya koyup Avrupa semalarına salıvermek demek.
Gün olur bu da mümkün olur bir gün.
Şimdilik telefonda seslerini, internette mesajlarını görüyoruz.
Sağlık içinde olsunlar. Sağ olsunlar da uzak olsunlar. Allah acılarını göstermesin.
Yasal Uyarı: Sitemizde Yayınlanan köşe yazıları ve
haberlerin tüm hakları www.guneysinirhavadis.com haber gazetesi
ve yazarına aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı
özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü,
alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Örnek: yazının bir bölümü alınarak yazının altına (yazının tümünü okumak için tıklayın)
yazılarak linke yazının alındığı sayfa bağlanabilir.



