Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Linkler
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
11 Haziran 2009 Perşembe 13:38
  Mustafa Everdi
  Gnysnrda ysmak
Güneysınır bir imtihan

GÜNEYSINIR BİR İMTİHAN

Mustafa EVERDİ

Güneysınır benim için Ankara'dan Mersin-Aydıncık'a tatile giderken Konya-Karaman
yolu üzerinde bir levhaydı. Levhada yazılı birleşik bir kelimeydi. Güneydeydi ve bir sınıra varıp dayanmıştı ama ne bu güneyin, ne sınırın hikmetinden haberdardım. Bu levha ana yol üzerinde iki yerdeydi. Biri Bozkır Sarıoğlan'a giden güzel bir yolun başlangıcında, Yerköprü şelalesini gösteren levha ile yanyana. 15-20 kilometre gidince Kazım Karabekir'e yaklaşınca bir levha daha vardı. O zaman Karasınır-Güneybağ gerilimini bilmiyordum ve her iki kasabaya ayrı yollardan ulaşılan bu yolların çokluğu ilçenin büyük ve önemli bir ilçe olduğu izlenimi bırakmıştı bende. Güneybağ'dan Karaman yakındı ve arada Emirhan Akar, Kazım Karabekir yolu ile ana yola ulaşıyordunuz. Karasınır yakınından geçen yol, Karaman'a uzaklaşırken Konya'ya daha yakındı.

Görev yapacağım ilçeleri seçmek için listeden tercih yaparken tercihimizi belirleyen faktörler vardı. Nüfus önemliydi, ulaşım ve tabii Ankara'ya yakın olması. Güneysınır Merkez ilçenin nüfusu 10.500 görünüyordu resmi kayıtlarda. Bu kadar nüfusu olan bir ilçe büyük ve önemli bir ilçeydi elbette. Ankara'ya uzaktı ama yollar düzgün, ulaşımı kolaydı. Ben de Güneysınır'ı da tercih listesine ekledim. Sen misin yazan, en son sırada olduğu halde Güneysınır çıktı. Gelip gelmeme arasında kararsızdım. Vazgeçmek de bir tercihti.

Aydıncıktan tatil dönüşü bir uğrayıp bakalım dedik; Kazım Karabekir'den giriş yaptık, yollar bozuk ve -o zaman- toprak yoldu. Güneybağ'a geldiğimizde araba tozdan rengini ben de moralimi kaybetmiştim. İlçeden çok köye benziyordu. Sokaklarda insan bulmak, define bulmaktan zordu. Güneybağ meydanında, çınarlı kahvede oturanlardan Hükümet Konağını sorduk, bu yoldan devam edin dediler. Uzun bir süre devam ettikten sonra, beş-altı bina ile devletin yol üzerinde iskan etmeye zorladığı köyleri andıran resmi binalarla karşılaştık. Bir banka, bir belediye binası ve PTT ileride hükümet konağı. Yol geniş iki yönlüydü, ama binalar tek yöne sıralanmış; karşılarında beş altı katlı bina ile çaprazında iki katlı bir bina vardı. Gelince uğramamazlık olmaz; şu işyerine bir bakalım dedik.

Gördüm iki kişi mezar eşiyor, fakat ortada bir cenaze yoktu. Onların çabası boşa gitmesin diye ben de kendimi cenaze olarak ortaya sürdüm.

Tercihinizi para belirliyorsa Güneysınır öyle para kazanılacak bir yer değildi. Ağustosun sıcağında otlar kurumuş ve rüzgar tozlara hareketlilik kazandırıyordu. Zaten otomobil tozdan rengini kaybetmişti; ben bu toz-toprak arasında görüş yeteneğimi kaybetmek üzereydim. Bütün aile mensupları, arkadaşlarım, Ankara'nın mutena bir semtinde bulunan işyeri komşularım böyle bir maceraya karşıydılar. Gül gibi işini ve çevreni bırakıp gitmek akıl kârı değildi onlara göre. Üstelik haklıydılar. Ankara meşhur bir avukat ve yazarını, düşünürünü kaybediyor umursamıyor; bakalım Güneysınır kazandığının kıymetini bilebilecek mi diye bir sınava giren öğrenci beklentisi içindeydim. Bir yerde sıfırdan başlamak; kendine ve mesleğine güvenin ifadesiydi. Biz yarış bittikten sonra da koşan atlarız, diyordu bir şair... Bu yaşına kadar büyükşehirler mutluluk vermemişse, sürekli ısrar etmenin bir anlamı yoktu. Yeni bir başlangıç, yeni bir dünyaya uyanmak demekti.

Güneysınır'da ilk uyandığım gün, güneş farklıydı; yakıyordu adeta. Rüzgar sarsmıyor, Hoş geldin diye ellerimden sıkıyordu. Böceklerin sesi, kuşların cıvıltısı, yoldan geçen araçların gürültüsü, tarlalardan yükselen traktör gürlemeleri “hoşgeldin” diyordu bana. Belki de “ne işin var burada” diye ikaz ediyordu ama ben bir kere “hoşgeldin” anlamıştım. Daha fikrimi değiştirecek bir terslik olmamıştı.

Bu terslik mezarlardaydı. Her iki kasabanın mezarları ayrıydı, pazar yerleri, günleri, kahveleri. Aralarında ortak nokta pek çoktu ama küçük nüanslardan ve dayandıkları tepelerden farklı rüzgarlar esiyordu. Güneybağ parkı Güneybağın merkezindeydi. Cami parka biraz uzaktaydı. Gölbaşı parkı camiinin hemen yanındaydı. Ana caddesi, işyerleri bir sıra halinde dizilmiş ve sonunda Sanayi'ye giden yol Konya'ya kadar uzanıyordu. Belediye her iki kasabaya da benzinlik açarak kendine göre bir adalet tutturmuştu. Bu kadar adalet duygusu bende de vardı. İşe başladım ve Güneysınır hayatımda önemli bir yer tutmaya başladı.

Bu sitede yer alan yazılarım bu önemin yansımaları. Daha Meslek Yüksek Okulu'na, ikinci bir kampüs gibi hizmet veren Ensar Lokantasına, hayatını sosyal hizmetlere adamış Kıbır'a, işadamları Rafet Önal'a, Mustafa Özdemir'e, Üresinlere de sıra gelecek.

Güzelliklerden Güneysınır'ın insanı boğan yalnızlık duygusuna, kıstırılmışlık kâbusuna, her yönden insana çıkış imkanı veren yollarının çokluğuna, da sıra gelecek. Köyüne sadık kalana, Güneysınır'dan Avrupa'ya giden işçilerimize de sıra gelecek. Küçücük bir ilçenin dünyaya seslenme gücüne, insanlarının evrensel endişelerine, varolma tutkularına, insanî zaaflarına, köyün akıllılarına ve delilerine de sıra gelecek. Daha kendimizi ve Güneysınırı tam anlatma imkanı bulamadık. Siz okumaya ve düşüncelerinizi, yorumlarınızı yazdıkça biz de devam edeceğiz.

Güneysınır bir cennettir

Yolu Sırattan geçiyor

Havasına bir girenler

Bu cennetten vazgeçiyor...
 
 
 
DÜŞÜNCELERİNİZİ VE YORUMLARINIZI MUTLAKA AŞAĞIDAKİ YORUM BÖLÜMÜNE YAZINIZ.....

Yasal Uyarı:  Sitemizde  Yayınlanan köşe yazıları ve
haberlerin tüm hakları
www.guneysinirhavadis.com  haber gazetesi
ve yazarına aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı
özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü,
alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Örnek: yazının bir bölümü alınarak yazının altına (yazının tümünü okumak için tıklayın)
yazılarak linke yazının alındığı sayfa bağlanabilir.

Bu yazı toplam 799 defa okunmuştur
YORUMLAR (3) adet
    ACILI ADAM
    TÜKEY
    DOĞRU HEMDE ÇOK DOĞRU. KOY MÜ İLÇEMİ BEL DEĞİL.KASABADA OLABİLİR
    04 Ekim 2010 Pazartesi 09:50

    muzaffer sünbül
    son mohikan
    Hocam ellerin dert ağzın acı görmesin bir memleketi yabancı biri ancak bu kadar teşhis eder.Tabiki reçetesinide yazarak.Hani diyorumda"Son Mohikan'ada birdeğiniverseniz"Şahsım ve Güneysınır halkı adına size sonsuz teşekkürler...
    08 Kasım 2009 Pazar 14:33

    mustafa can yılmaz
    ..
    ''Ankara meşhur bir avukat ve yazarını, düşünürünü kaybediyor umursamıyor; bakalım Güneysınır kazandığının kıymetini bilebilecek mi diye bir sınava giren öğrenci beklentisi içindeydim.''Hocam muhteşemliginizi mütevaziliginize borclusunuz sanırım :)tşk ederim yazılarınız için sanki hayallerde yaşanılmak istenen bi ilçeyi anlatır gibisiniz .bizim güneysınırdan mı bahsediliyor burda vay be diyorum ve cümlenin sonu tamam o zaman ilçe buysa sevmeme engel hic bişi yok diyorum
    23 Temmuz 2009 Perşembe 10:53

Yazarın Diğer Yazıları

Mustafa Everdi
Mustafa Everdi
Prof.Dr. H.Mustafa ERAVCI
Larende.com
Betül Gümüşok
Fehmi Koru
yeni şafak
Çetin Oranlı
merhaba
Mehmet Altan
http://www.mehmetaltan.com
Seyfullah Gümüşok
merhaba gazetesi
Tüm Yazarlar
    » Piyasalar
$ USD
1.7595
€ Euro
2.3065
IMKB
60.669
Altın
96,852
    NEVSEHIR 07.02.2012
İmsak
-
5:10
Güneş
-
6:35
Öğle
-
12:02
İkindi
-
14:50
Akşam
-
17:17
Yatsı
-
18:35
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
© 2007-2008Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Kopyalanması ve Yayınlanması Yasaktır